Hobiye Bakış

Dünya yüzeyinin yüzde yetmişini oluşturan denizlerde mercan resifleri tuzlu su canlı çeşitliliğin en fazla olduğu yerlerdir. Deniz hayatını evimize getirmeye çalışarak yapmaya çalıştığımız bu hobi bizlere bir çok şeyi beraberinde getiriyor. Mercan resiflerinin güzelliği ve inanılmaz biyolojik çeşitliliğinin yanı sıra, bize deniz hayatının ne kadar kırılgan ve karmaşık bir yapısı olduğunu da gösteriyor. Resif akvaryumları ilk bakışta çok güzel balıkların ve büyüleyici mercanların olduğu bir görsel şölen olarak anlaşılmasına rağmen sadece güzellik, eğlence ve rahatlama aracı değil. Aynı zamanda, kişiyi bu canlıların yaşamı konusunda geliştiren ve tecrübe sahibi yapan bir hobi.

Mercan resifleri kişide bir yandan hayranlık uyandırırken, aynı zamanda hayatın kaynağı olan bu özel alanların korunması gerektiği duygusunu da uyandırıyor. İnsan konu hakkında bilgi sahibi oldukça bu koruma duygusu daha da artıyor. Bu gün mercan resiflerinin en az dörtte biri insanların sebep olduğu nedenler yüzünden ciddi risk altındadır ve ancak sorumlu bir akvaryum endüstrisi bu sorunun çözümüne yardımcı olabilir ve resif canlılarının sürekliliğini sağlayabilir.

Bu hobiyi yapan bizlere düşen görevlerin başında almak istediğimiz bir canlının ihtiyacının ne olduğunu biliyor muyuz? Ve bu ihtiyaçları karşılayabilecek miyiz? Sorularını kendimize defalarca sormamız gerekir. Bazı canlılar ne kadar çok hoşumuza gitse de bazılarını akvaryum ortamında yaşatmak oldukça zordur.

Sert mercanlar üzerinde akvaryum ortamında toplamda 228 parça mercan üzerinde 125 ~ 680 litrelik akvaryumlarda yaklaşık 18 ay süren bir araştırmada;

Scleractinia takımı mercanlarda;

Cins

%

Catalaphyllia spp.

60

Euphyllia ancora

84

Euphyllia glabrescens

77

Goniopora spp.

95

Heliofungia spp.

100

Plerogyra spp.

54

Scolymia spp.

17

Tubastrea spp.

100

Toplamda

76

oranında ölüm oduğu tespit edilmiş. (Baquero 1992)

Yapılan bu araştırmanın üzerinden oldukça zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ bu canlıların uzun süre akvaryumda yaşatılması konusunda ciddi bir aşama kaydedilebilmiş değildir.

Burada bizlere önemli görevler düşmektedir. Başta yapılan bilimsel araştırmaları göz ardı ederek, 'ben bu işi kıvırırım' yaklaşımını terk edip, bu tür canlıların alımı konusunda kendimize engel olmamız gerekmekte, almaya niyetlendiğimiz canlıların ihtiyaçları konusunda daha fazla araştırma içerisine girmemiz gerekmektedir.

Bu hobi mercan resiflerine zarar vermeden de yapılabilir. Son derece kırılgan bir çevre olan mercan resiflerini dört bir yandan çeviren bu büyük problemleri önleyecek çözümlerin bir parçası nasıl olabiliriz? Bu anlamda dünya çapında etkili olan kuruluşlar bulunmaktadır, ve bizlerin bu kuruluşları canı gönülden desteklemesi gerekir. Bu hobinin sağlıklı olarak yapılabilmesi ancak bu şekilde mümkündür.

Ülkemizde geçerli kanun ve yönetmeliklerde de yer almış uluslararası bir kuruluş olan CITES (The Convention on International Trade in Endangered Species) Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin listeler yayınlayıp, ticaretini kısıtlayarak türlerin korunmasına yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bu listelere Resmi Gazete’den ulaşabilirsiniz. Ülkemizde de satılan bütün sert mercanların ve tridacna’ların hem Resmi Gazete Liste Ek II’de hem de CITES Appendix II’de olduğu görülmektedir. Listede olup da satılan bu canlıların bir anlamda sınırlandırılmış ticareti ile koruma altında olduğu anlaşılmaktadır. Teorik olarak CITES belgesinin olmadığı canlıların ithalatının da yapılamayacağını düşünmemiz son derece normaldir, ama yeterli midir? bu soruyu kendimize sormamız gerekir. 1992 yılında Filipin’lerden İngiltere’ye 100 tona yakın kaya adı altında kaçak mercan girişi tespit edilmiştir. Mercanların tanımlanması ve sınıflandırılmasındaki zorluk da bu konudaki başka bir olumsuzluktur. Diğer bir yandan ülkemize oranla çok daha fazla ithalat yapan gelişmiş ülkeler artık CITES’in bu ticareti kontrolde yeterli gözlem yeteneğine sahip olup olmadığını sorgulamaya başlamıştır.

Sadece listelerde olması mercanların ithalatının masumiyetini kanıtlamamaktadır. Bu konuda daha sıkı tedbirlerin alınması gerektiği açıktır.

Uluslararası yetkili kuruluşlarca uygun yöntemlerle toplanan ya da daha iyisi tankta yetişmiş mercanların ve balıkların sertifikalandırarak ticaretinin yapılması yaygınlaşmadığı süre içerisinde resifler tehlike altındadır. Sağlıksız toplama yöntemleri ile hem denizler kirletilmekte hem de bu canlıların ticareti sonucu sağlıksız canlılar ithal edilmekte ve çoğu daha ilk durağa ulaşamadan ölmektedir.

Sonuçta talep sonucu toplanan bu canlıların kontrolsüz olarak tüm dünyada dağılımı, gezegenimize dolaylı olarak da bizlere zarar vermektedir.

Her ne kadar şu an için hem ülkemizdeki, hem de uluslar arası kanunlar ve takipçiliği açısından, uygulanabilmesi uzak görünse de, bu durum en çok biz hobicileri ilgilendirmektedir. Son tüketici olan bizlere kaliteli ve sertifikalı ticareti yapılan canlılar ulaştığında fiyatları belki artmış olacaktır, ama resif akvaryumu ile bilinçli olarak ilgilenen bizlerin, önceliğine karar vermesi daha doğru olacaktır.

23 Ağustos 2007